kidder@kidder.org.tr     CV Havuzu

Yazılar

Kamu İdarelerinde Daha Etkili Bir Yönetim İçin Nasıl Bir İç Denetim? Konferansı

Yazılar

Türkiye Büyük Millet Meclisi ev sahipliğinde Derneğimiz ve Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından “Kamu İdarelerinde Daha Etkili Bir Yönetim İçin Nasıl Bir İç Denetim?” konulu konferans Ankara’da düzenlendi.

Konferansa TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek, TBMM Genel Sekreteri Sayın İrfan Neziroğlu, İDKK Başkanı Sayın İlhan HATİPOĞLU, İDKK üyeleri Sayın BurhanettinAKTAŞ, Sayın Erhan USTA,  Sayın Murat KOCA, bakanlıkların yöneticileri, kamu ve özel sektör temsilcileri katıldı.

Konferansın öğleden sonraki oturumunun açılış konuşmasını TBMM Başkanı Sayın Cemil ÇİÇEK  yaptı.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Dünya Saydamlık Örgütü’nün yayınladığı ülke sıralamasına baktığım zaman içim kararıyor. Bunu kendime de milletimize de yakıştıramıyorum. Geçen sene 65. sıradaymışız 52. sıraya gelmişiz. Önümüzde 51 tane ülke var. Niye biz şeffaf, açık, dürüst yönetim noktasında ilk 10’a giremiyoruz?” diye sordu.

Çiçek, “Kamu İdarelerinde Daha Etkili Bir Yönetim İçin Nasıl Bir İç Denetim?” konferansında yaptığı konuşmada, TBMM’nin 3 tane önemli görevi bulunduğunu ifade ederek, bunları, “yasama, denetim ve parlamenter diplomasi faaliyetleri” olarak sıraladı.

Türkiye’nin birçok problemi bulunduğunu, bunlardan bir tanesinin de “vatandaşın devlete güven meselesi” olduğunu kaydeden Çiçek, şöyle devam etti:

“Devlete güvenin en önemli unsuru da çıkarılan yasaların usulünce, adil, eşit herkese uygulanmasıdır. Kabul etmek gerekir ki bu noktada vatandaşın devlete güveni açısından epey sıkıntılarımız var. Bunu ortadan kaldırmak için de vatandaşa şu güveni vermek lazım. Yasalar çıkıyor, bunlar usulüne uygun uygulanıyor, herkese eşit, adil uygulama yapılıyor tarzındaki bir güveni vermektir. Bu güven verilmiyorsa devlet bir başka şekilde yıpratılmış oluyor. İşte bunun adına biz kamuoyunda yolsuzluk iddiaları diyoruz. Bu devlete gerçekten çok büyük yaradır. Toplumun güvenini büyük ölçüde sarsıyor. buna imkan vermemek için denetim faaliyeti bence çok önemli, çok zaruri, çok kutsal bir faaliyet.”

Bunu yaparken kamu yönetiminde birkaç hususa da dikkat etmek gerektiğini vurgulayan Çiçek, “Elbette denetimi yapacaksınız. Denetimi yaparken bir dedektif mantığıyla işi yapmak var, bir de yol gösterici olmak var. İcraatların hepsinde bütün kamu görevlileri görevini yaparken suiistimal oluyor, yolsuzluk yapıyor, nerede ne açığı var ön kabulle hareket edildiği takdirde o zaman vatandaşın işi yürümüyor. Bugün git, yarın gel. Bu bize iki türlü sıkıntı getiriyor. Bunlardan bir tanesi siyasetçinin yükü artıyor. Vatandaş, memurun çekingenliği, teftiş korkusu sebebiyle en ufak bir işi için bile buralara kadar geliyor. Bu vatandaşa zaman kaybına, bir kısım kaynak israfına sebebiyet veriyor.” dedi.

Çiçek, yasama faaliyeti bakımından 10 maddelik bir kanunun 40 madde, 50 madde olarak geldiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Halbuki parlamentolar yasa çıkarır. Tüzük, yönetmelik, genelge çıkarmaz. Genelgeyle, tüzükle, yönetmelikle halledilecek iş kanun metnine dolduruluyor. Bu neden oluyor? Teftiş korkusundan. İmza yetkisine sahip arkadaşlarımız, kamu görevlileri başıma bir iş gelmesin, ne olur ne olmaz, sıkıntıya girmeyeyim diye aklında ne varsa, neyi kafasından geçirebiliyorsa bunun hepsi kanun maddesi haline getiriliyor. Şurayı da, burayı da, yazalım. Bu da olsun. ‘Niye böyle yapılıyor?’ denildiğinde, ‘kanun da böyle yazıyor.’ Bu kanun meselesi değil aslında siz 10 maddelik kanunu 40 madde olarak çıkardığınızda işiniz gücünüz kanun fabrikası gibi kanun çıkarmak oluyor. Bu da yasamanın, yasal faaliyetin kalitesini bozuyor hem de kanunun esnekliğini ortadan kaldırıyor. Kanunu bugün çıkaracağız, bu kanun 20 sene, 30 sene belki 40, 50 sene… Biz oraya genel ilkeleri koyacağız. Geri kalan kısım tüzükle, yönetmelikle değişikliklerle halledilir. Halbuki burada Meclis’in 1 saatlik mesaisini şu an ben bile hesap edemem. Milyarlarca liraya malolmuştur. Bu da neden kaynaklanıyor? Teftiş korkusundan.

Yakın siyasi tarihimizde bu konular bir itham konusu olunca dosyayı alan ‘efendim bizim dairemizde bir yolsuzluk var, falanca yerde yolsuzluk var.’ Nerede yazıyor? Teftiş raporunda. Halbuki orada yol gösterici ifadeler bile yolsuzluk olarak iddia edildiği için birçok kamu görevlisi hakim, savcı huzuruna çıktı. Göz korkunca da hiçbir iş yapamaz hale geldi. Devlet 4, 5. viteste hızla gitmesi gerekirken ister istemez birinci vitese düştü. Bu da vatandaşın işini zorlaştırdı. Türkiye’deki kalkınma çabaları sekteye uğradı.”

Her sene dünya saydamlık örgütünün yayınladığı ülke sıralamasına değinen Çiçek, geçen yıl 65. sırada olan Türkiye’nin 52. sırada bulunduğunu söyledi.

Bu sıralamaya baktığı zaman içinin karardığını ifade eden Çiçek, şöyle konuştu:

“Bunu kendime de milletimize de yakıştıramıyorum. 52. sıraya gelmişiz. Bu hakikaten bize yakışmıyor. Önümüzde 51 tane ülke var. Niye biz şeffaf, açık, dürüst yönetim noktasında ilk 10’a giremiyoruz? Türkiye’nin 2023 vizyonu var. Birçok rakamlar açısından ilk 10’a girmeyi hedefliyoruz. Gelin bir hedef daha koyalım. Dürüst, şeffaf, usulüne uygun, etkin, verimli yönetimde 2023’e geldiğimizde de ilk 10’u hedefleyelim ki ecdadımızın da ruhu şad olsun, millet olarak da bize yakışan bir noktayı bulalım. 52. sırada olmak hakikaten benim bir yerde kanıma dokunuyor. Niye? Tarihte daha dün ortaya çıkmış ülkeler, devletler bile sıralamada 10’a, 15’e girerken köklü bir tarihi var, köklü bir geleneği var, bir ülke 52. sırada olsun. Bir iyileşme var 65’ten 52’ye ama bu tempoyla gidersek herhalde 21. asrın sonuna doğru bu şeyi yakalamış olacağız.”

Bunların yatırımlara tesiri olacağını dile getiren Çiçek, bir ülkeye yatırım yapmak isteyenlerin evvela hukuk güvenliğine baktığına dikkati çekti. Çiçek, “Yani saydamlık, şeffaflık. Sizi 52. sırada görüyorsa yatırımı daha güvenli yere söğüşlenmeyeceği yere götürmeye çalışıyor. Bu da Türkiye’nin kalkınma hızını büyük ölçüde düşürür” diye konuştu.

Tasarruf oranlarına da değinen Çiçek, Çin’de yüzde 52, Hindistan’da yüzde 35, AB’de ülkeye göre yüzde 22, 23, 24 olan tasarruf oranlarının Türkiye’de ise halen yüzde 13.4 olduğunu vurguladı.

Bu tasarruf oranıyla büyümenin yüzde 3 veya 4 olabileceğine işaret eden Çiçek, “Efendim niye yüzde 5, 6 ya da 7 büyümüyoruz. Büyümek istiyorsak tasarruf yapacağız, kaynakları verimli kullanacağız, haksız, hukuksuz, kanunsuz, yolsuzluk yapmayacağız. Adam gibi devlet yöneteceğiz, adam gibi bir toplum olacağız. ‘Bu işin kestirme yolu yok mudur’ arayışından vazgeçeceğiz. Bunun da yolu denetimden geçiyor” dedi.

Konferansın sabahki oturumunda bir konuşma yapan TBMM Genel Sekreteri İrfan Neziroğlu, TBMM’nin yasama ve parlamenter denetim gibi asli görev alanlarının dışında pek çok konuda konferans, sempozyum ve çalıştaylara ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, “Şeffaf ve hesap verebilir kamu yönetimi sempozyumu, idari yargı kararlarının hukuk düzenindeki etkileri ve uygulamadaki sorunlar çalıştayı, onuncu yılında bilgi edinme çalıştayı” gibi toplantıları örnek verdi.

Bu toplantıların tutanaklarının yayınlandığı ve TBMM web sayfasından sunumlara erişilebileceği bilgisini veren Neziroğlu, bugünkü konferansa ev sahipliği yapıyor olmaktan ve katılımcıları bir araya getirmiş olmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti. Neziroğlu şunları kaydetti:

“TBMM olarak diğer kamu kurumlarıyla ve sivil toplum örgütlerimizle iletişimi ve iş birliğini geliştirmek için çaba sarf ediyoruz. Kamu kurumları arasındaki iletişim eksikliği ve bunun beslediği kurumsal taassup iyi bir kamu yönetiminin önündeki en önemli engellerden bir tanesidir. Biz TBMM olarak tecrübe ve birikimlerimizi bütün kamu kurumlarımızla paylaşmaya hazırız.”

TBMM’nin tecrübe ve birikimlerini diğer kamu kurumları ile paylaşma konusunda çokça faaliyet gerçekleştirdiğini belirten Neziroğlu, en son iki hafta önce bütün bakanlıklardan katılımcılarla birlikte beş günlük bir yasama eğitimi düzenlendiğini anımsattı. Neziroğlu, bu eğitimin yıllık olarak ve talebe bağlı olarak yılda iki defa devam ettirileceğini belirterek, “Meclis’te kurumunuzda hatta bireysel olarak işinize yarayabilecek ne tür bilgi belge varsa biz bunu paylaşmaya hazırız” dedi.

Sivil toplum kuruluşlarına da, yasama ve denetim süreçlerine daha etkin katılım sağlanması için TBMM’de çeşitli eğitimler düzenlendiğini sözlerine ekleyen Neziroğlu şöyle konuştu:

“Bugüne kadar bakanlıklarla kamu kurumlarında aynı görevi ifa eden üst düzey yöneticileri çeşitli vesilelerle bir araya getirdik. Hukuk müşavirlerini bir araya getirdik, strateji geliştirme başkanlarını, dış ilişkiler yöneticilerini, bilgi işlem yöneticilerini, kütüphane yöneticilerini, insan kaynakları yöneticilerini ve basın, yayın, halkla ilişkiler yöneticilerini bir araya getirdik. Bundan katımız şu: Kamuda inanılmaz bir tecrübe var. Bu tecrübeyi paylaşmamız lazım. Bizim de başka kurumlardan şüphesiz öğreneceğimiz şeyler var. Her kurumun belki belli bir anlamda göreceli olarak üstünlüğü var. O zaman herkesin aynı yollardan tekrar tekrar geçmesi yerine bu tecrübeleri paylaşmamız gerekir.”

Kütüphanelerin dijitalleştirilmesi ile ilgili bir örnek veren Neziroğlu, bütün kurumların aşağı yukarı aynı sorunları yaşadığının altını çizerek, “Oysa bu işi belki iyi yapan bir kurumla irtibat halinde olunsa, görüşülse sonraki kurumlar da o tecrübelerden faydalanacaktır” ifadelerine yer verdi.

“Biz bu toplantıları yaparken şuna da dikkat ettik. Doğrusu orada bir kurumsal alınganlık olmaması için de maksimum hassasiyet gösterdik” şeklinde konuşan Neziroğlu, “Hangi kurum toplantılara ev sahipliği yapıyorsa o kurumun yöneticisi toplantıya başkanlık yaptı, ayrıca gündemin belirlenmesini sağladı” dedi.

Neziroğlu şunları kaydetti:

“Bir kamu kurumlarından bilgi istenildiği zaman ilgili kamu kurumunun en üst düzey yöneticisi çoğu defa diğer kamu kurumunun en üst düzey yöneticisi ile temasa geçiyor. Ancak orada belki zaman zaman talep edilen şeyin karşılanmasında sorunlarla karşılaşılabiliyor. Onun için biz yasama eğitimi düzenlediğimizde bakanlıklardan gelen arkadaşları burada, yasamada görev alan arkadaşlarla tanıştırdık, kanun tasarılarını inceleyen, havalesini yapan, genel kurulda görev alan arkadaşlarla. Burada amacımız şuydu: Nereden bilgi isteniliyorsa doğrudan orayla temas kurulması, bunun kurumlar arasında sağlanması. İnşallah iç denetimde de bu başarılı bir şekilde uygulanır.”

Dünyada yaşanan hızlı ve çok yönlü değişimin özellikle yönetim anlayışında ve klasik bürokratik yapılarda köklü bir yeniden yapılanmayı beraberinde getirdiğini kaydeden Neziroğlu, “Ülkemizde son yıllarda kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması çalışmaları çerçevesinde kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli şekilde kullanılmasına, kamu kaynağı kullanan kurum ve kuruluşların hesap verilebilirliğinin sağlanması ile ilgili önemli yapısal ve kurumsal reformlar gerçekleştirilmiştir” dedi.

Bu reformların en önemlisinin 2006 yılından itibaren uygulanmasına başlanan 5018 Sayılı Kamu Maliye Yönetimi ve Kontrol Kanunu olduğunu ifade eden Neziroğlu, 5018 Sayılı Kanun’un en önemli yönlerinden birisinin fonksiyonel bağımsızlığa sahip ve kendi faaliyetlerinin de hesabını veren bir iç denetim anlayışı getirmesi olduğunu söyledi. İç denetimin, 5018 Sayılı Kanun’da “Kamu idaresinin çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkinlik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız, nesnel, güvence sağlayan bir danışmanlık faaliyeti olarak tanımlandığını kaydeden Neziroğlu, bu tanımın içinde iç denetimin en önemli unsurunun faaliyetlerin kamu idarelerinin çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek amaçlı olarak yerine getirilmesi olduğunu söyledi. Neziroğlu şunları kaydetti:

“İdarelerimizde önemli bir teftiş geleneği bulunmaktadır. Ancak kurumlarımızdaki teftiş uygulamaları idarenin çalışmalarına değer katma ve geliştirme faaliyetlerinden ziyade ortaya çıkan usulsüzlükleri tespit etme ve raporlamayı içermektedir. Bu açıdan bakıldığında iç denetim ve teftişin çalışma alanlarının farklılaştığı bu nedenle idarelerimizin iç denetim bakış açısı ile teftiş bakış açısının da farklı olması gerektiğini düşünüyorum. Olması gereken bu farklı bakış açısının henüz yakalanamaması nedeniyle iç denetim kurumunu idarelerin benimsemesinde de zorluklar yaşanmaktadır.”

Denetimin amacının “cezalandırmaktan ziyade yanlışın düzeltilmesine vesile olmak” olduğunu kaydeden Neziroğlu, “Dolayısıyla denetçi açık aramamalıdır. Yıkıcı değil, yapıcı bir konumda olmalıdır” dedi.

TBMM Genel Sekreteri Neziroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“TBMM İdari Teşkilatı olarak hedefimiz örnek alınan bir kamu kurumu olmaktır. Doğrusu iç denetim alanında da idari teşkilatımız önemli mesafe kat etmiştir. TBMM İdari Teşkilatının üst yöneticisi olarak, idareye değer katma ve geliştirme fonksiyonunu göz önünde bulundurarak iç denetimin teşkilatımızda kurumsallaşmasını önemsiyorum. Bu çerçevede iç denetim birimimizin fiziki imkânlarıyla insan kaynağını geliştirmek için her türlü desteği sağlıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Başkanlık Divanı’ndan çıkardığımız bir karar ile Meclis’teki iç denetçi kadrosu sayısını dörtten altıya çıkardık ve bu kadroların tamamına da atama yaptık. Üst yönetici olarak benim en çok önemsediğim birimlerden bir tanesi Strateji Geliştirme Başkanlığı, bir tanesi de İç Denetim birimidir. Bizim başkanlarla yaptığımız bütün toplantılara İç Denetim birimi başkanımız da katılmakta ve orada görüş ve öneriler getirmektedir.”

KİDDER Başkanı Faruk UYSAL ise yaptığı konuşmada öncelikle dernek faaliyetleri hakkında kısa bilgiler verdi. Uysal konuşmasında

“Ülke olarak maalesef hep geçmişle, olanla, ilgileniyoruz. Olması muhtemel olanı ihmal ediyoruz. Olandan daha çok olması muhtemelle ilgilenseydik, acaba Soma maden faciası olur muydu? O asansör düşer miydi? ” diye sordu.

Klasik yasal uygunluk denetiminden bir adım daha öteye geçerek, performans hedefini sağlamada ve risk yönetimi konusunda yönetime daha fazla katkıda bulunmak, üst yöneticiler ve siyasi otoriteler nazarında daha fazla farkındalık oluşturmak için bu konferansı düzenleme gereği duyduklarını belirten Uysal, üst yöneticilerin desteği olmadan iç denetçilerin pozitif bir şeyler ortaya koymasının çok zor olduğunu belirtti ve konferansın düzenlenmesine destek verenlere teşekkür ederek  konuşmasını tamamladı.

Konferans gerçekleşen oturumların ardından sona erdi.